1990'ların ortalarında Fenerbahçe, uzun süredir tadına varamadığı şampiyonluk zaferlerinden uzak kalmıştı.
Beşiktaş'ın yükselişi ve Galatasaray'ın ezici başarısı, Fenerbahçe'yi rakiplerinden çok daha fazla rahatsız ediyordu.
Beşiktaş'ın ikinci sırada bitirmesi Fenerbahçelileri çok fazla etkilemezken, Galatasaray'ın başı çekmesi ise kulüpte büyük bir hayal kırıklığı yaratıyordu.
Beşiktaş, alt yapısından yetiştirdiği oyuncularla Fenerbahçe'yi düzenli olarak mağlup ederken, Galatasaray ise üst üste başarılar elde ediyordu.
Fenerbahçe ise, iç çatışmalar ve yönetimsel sorunlarla boğuşuyordu.
Sarıyer'e 4-0'lık yenilgi, kulübün içinde bulunduğu durumu gözler önüne seren bir olay oldu.
Avrupa kupalarında da hayal kırıklıkları yaşayan Fenerbahçe, taraftarlarının alay konusu haline gelmişti.
Bu durumun üzerine Ali Şen, "Fenerbahçe'ye el koymaya geldim" diyerek devreye girdi.
O dönem başkan olan Hasan Özaydın'ın yönetimi istifa etti ve 18 Aralık 1994'te yapılan olağanüstü kongrede Ali Şen başkan seçildi.
Yeni bir yönetim anlayışı ve modern kulüp yapısı vadeden Ali Şen, yeni gelir kaynakları ve stadyum projeleriyle Fenerbahçe'yi yeniden yapılandırmayı hedefliyordu.
Bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan'a ikinci başkanlık teklifinde bulundu.
Ancak, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın onayı gerekliydi ve Erdoğan, Erbakan'ın "diğer kulüp taraftarlarını küstürme" endişesi nedeniyle teklifi geri çevirdi.
Bu durum, Fenerbahçe içinde yeni tartışmaların fitilini ateşledi.
Ali Şen'in başkanlığı döneminde, Şadan Kalkavan futbol şubesi sorumluluğunu üstlendi.
Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu gibi Fenerbahçeli komutanların desteği de Ali Şen'e önemli bir güç sağladı.
Ancak, 28 Şubat sürecinin yaklaşmasıyla birlikte, askeri çevrelerde Refah Partisi'ne yönelik güvensizlik arttı ve bu durum, Erdoğan'ın Fenerbahçe yönetiminde yer almasına engel oldu.
Bu dönemde, Fenerbahçe'nin yeni marşı "Yaşa Fenerbahçe" taraftarlar arasında büyük bir popülerlik kazandı.
Ercan Saatçi'nin öncülüğünde oluşturulan ve farklı bestecilerin katkılarıyla zenginleşen Fenerbahçe marşları ve senfonisi, kulübün 100. yılı için özel olarak hazırlandı. 1999 genel seçimleri öncesinde, Başbakan Mesut Yılmaz'ın evinin Galatasaray bayraklarıyla süslenmesi üzerine Fenerbahçe taraftarları stadyumda "Sandıkta görüşürüz Mesut Bey" yazılı pankart açtı.
Bu olay, Başbakan Yılmaz'ın tepkisini çekti ve pankartın kaldırılmasıyla sonuçlandı.
Bu olay, o dönemin siyasi atmosferini ve futbolun toplumsal hayattaki etkisini gösteren önemli bir örnektir.
